Türkiye'de kültür sanat alanında bağımsız girişimlerin tarihine bakmak, sadece bir sanat arşivi oluşturmak değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümleri de belgelemek anlamına geliyor. Açık Radyo’nun “Bağımsızlar” programının altıncı bölümünde Saliha Yavuz’la bu dönüşümleri, örgütlenme biçimlerini ve dayanışmanın tarihsel katmanlarını konuştuk.
“Dayanışma” sözcüğü, ortak bir bütün olma halini ifade eden “solidarité”den geliyor. Bugün kullandığımız haliyle bu kavram, çoğu zaman bir direniş ya da muhalefet biçimini tarifliyor. İşbirliği düzenin devamını hedeflerken, dayanışma onun dönüşümünü amaçlıyor. Bu yönüyle, Türkiye'deki sanat ortamında dayanışma pratikleri aynı zamanda bir muhalefet biçimi olarak karşımıza çıkıyor.
Saliha Yavuz’un, pandemi döneminde başlayan araştırması, Türkiye’deki kültür sanat alanının hem tarihsel hem de yapısal gelişimini gözler önüne seriyor. Bu çalışma, 1909'da Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin kuruluşuyla başlıyor ve günümüze kadar geliyor.
Araştırmanın merkezinde bir zaman çizelgesi var. Bu çizelgede:
Yavuz’un ifadesiyle, bu araştırma akademik bir çalışmadan çok ihtiyaçtan doğmuş bir derleme. “Sanat alanında kim ne yapıyor?” sorusuna bir yanıt ararken, kendiliğinden gelişen bir çabanın ürünü.
Araştırmanın ilham kaynakları arasında Beral Madra’nın ders notları, Behiye Babaroğlu’nun 1923–1950 dönemine dair çalışmaları ve İstanbul Art News’un çeşitli yazı dizileri yer alıyor.
Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği, AICA Türkiye ve Omuz gibi yapıların ortaya çıkışı, sanatçıların hak mücadelesi ihtiyacını ortaya koyuyor. Bu girişimler; hukuki destek, taban ücret belirleme, iş tanımı oluşturma gibi konularda ciddi boşlukları doldurmaya çalışıyor.
Ancak hala temel bir eksik var: mesleki örgütlenmenin olmayışı. Sanatçılar, kültür yöneticileri ya da bağımsız kolektifler yasal olarak tanımlanmış bir statüye sahip değil. Bu da güvencesizlik, görünmezlik ve sürdürülebilirlik sorunlarını beraberinde getiriyor.
Gezi Direnişi, ortak alan kullanımını merkezine alan birçok bağımsız yapının doğmasına vesile oldu. İzmir’de kurulan “Hayy Açık Alan” gibi inisiyatifler, İstanbul dışında da kültür sanat üretimini güçlendiren önemli örnekler sundu. Özellikle Anadolu Kültür’ün İstanbul dışındaki üreticilere sağladığı destekler bu süreçte kilit rol oynadı.
Türkiye’de sanatçı hâlâ net olarak tanımlanmayan bir figür. Telif yasaları, özellikle yeni medya ve çağdaş sanat alanında yeterince kapsamlı değil. Bu da sanatçıların yasal güvenceden yoksun kalmasına yol açıyor. Saliha Yavuz’un da belirttiği gibi, "1909’daki mesele neyse bugün hâlâ aynı şeyi konuşuyoruz: varlığımızı tanıtmak ve korumak."

BAĞIMSIZLAR, Türkiye’de kültür sanat ve ona komşu alanlarda çalışan bağımsız organizasyonların görünürlüğünü artırmayı amaçlayan, iş birliğini, paylaşım kültürünü ve dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen, kolaylaştırıcı bir oluşumdur.

Bağımsızlar hub projesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla bağımsızlar.org'a aittir ve AB'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

