Türkiye'nin dört bir yanından bağımsız kültür ve sanat aktörleri, Sivil Düşün’ün desteğiyle hayata geçirilen Bağımsızlar Hub projesi kapsamında kritik bir buluşmada bir araya geldi. Bu toplantı, yalnızca mevcut durumu tespit eden bir forum olmanın çok ötesinde, alanın geleceğine yön verecek bir manifesto niteliği taşıyordu. Hem kendi iç dinamiklerini cesurca sorgulayan hem de kültür politikalarına dair net bir vizyon ortaya koyan bağımsızlar, kolektif bir geleceğin nasıl inşa edilebileceğini tartıştı.
Bir Topluluk Olarak Var Olmak: İçeriden Yükselen Ses
Buluşmanın ilk anlarından itibaren, farklı coğrafyalardan, farklı disiplinlerden ve farklı mücadele alanlarından gelen katılımcıları birleştiren temel duygu, paylaşılan bir aidiyet ve ortak bir kaderdi. Konuşmalar, "hepimizin geniş bir kolektifin parçası olduğu" ve bu sayede her ilde bir "evimiz" olduğu hissi etrafında şekillendi. Bu, özellikle Diyarbakır gibi kültürel bir ablukayla karşı karşıya kalan veya İstanbul gibi merkezlerin gölgesinde var olmaya çalışan çevre kentler için hayati bir dayanışma ruhunu ifade ediyordu.
Katılımcılar, varoluşlarını en temelde bir topluluk kurma gayesi olarak tanımladı. Devletin ve piyasanın daralttığı kamusal alanlara karşı birer "nefes alanı" açtıklarını belirten inisiyatifler, bu alanları sadece sanat üretimi için değil, aynı zamanda bir araya gelmek, düşünmek ve dayanışmak için de inşa ettiklerini vurguladı. Siyasi iktidarların gelip geçiciliğine karşı sanatın ve sivil alanın kalıcı olması gerektiği, bu nedenle de gücü yukarıdan beklemek yerine "aşağıyı güçlendirerek kök salmanın" önemi ortak bir fikir olarak benimsendi.
Bu özgüvenli duruş, aynı zamanda dürüst bir özeleştiriyi de beraberinde getirdi. Kaynak yaratmanın kronik zorlukları, sürdürülebilir yönetişim modelleri kurma çabası ve hatta bazen tükenmişliği kabul ederek "inisiyatif alamamayı ve vazgeçmeyi de bir yöntem olarak bilme" gerekliliği gibi hassas konular masaya yatırıldı. Bu tartışmalar, bağımsız hareketin sadece romantik bir direniş öyküsü olmadığını, aynı zamanda stratejik, esnek ve kendini sorgulayabilen olgun bir yapıya evrildiğini gösteriyordu.
Kültür Politikalarına Manifesto: Ne Yapmamalı, Ne Yapmalı?
Kendi iç dinamiklerini ve gücünü tahlil eden bağımsızlar, toplantının ikinci bölümünde yüzlerini yerel yönetimlere ve genel kültür politikalarına döndü. Bu bölüm, adeta bir "karşı kültür politikası" manifestosu niteliğindeydi ve neyin yapılması gerektiğinden çok, neyin kesinlikle yapılmaması gerektiğine dair keskin bir çerçeve çizdi.
Katılımcılar, kentle ve kentliyle sahici bir bağ kurmayan, yalnızca turizme odaklanan, hatta bazen tarihi manipüle eden "boş prestij kaynağı" müzelere karşı net bir tavır aldı. Benzer şekilde, her kente birer proje gibi dayatılan, yerelin ruhunu yakalayamayan ve sanat ekosistemine katkı sunmayan bienallere de kırmızı kart gösterildi. "Kültür Yolu" gibi sorunlu devlet projeleriyle kurulacak işbirliklerinin reddedilmesi gerektiği vurgulanırken, altı çizilen en can alıcı tespitlerden biri şuydu: Hükümetin sanatçılara fon vermemesi gibi pasif eylemlerin de aslında bilinçli bir kültür politikasının parçası olduğu ve buna karşı aktif bir duruş geliştirilmesi gerektiği.
Bu net ve eleştirel duruşun ardından, yapıcı ve somut öneriler sıralandı. Bağımsızların yerel yönetimlerden ve fon sağlayıcılardan talebi, kendilerini denetleyecek veya yönetecek bir üstyapı değil, üretimlerini mümkün kılacak bir altyapıydı. Yani, bir direktif değil, bir mekan; bir proje değil, bir yazıcı; bir kontrol değil, bir internet bağlantısıydı.
Bu çerçevede, kültür politikalarının kişilere bağlı kalmaması için katılımcı yöntemlerle hazırlanmış, hedefleri ve yöntemleri net yazılı stratejik planların oluşturulması talep edildi. Yerel yönetim bütçelerinin bir kısmının, şeffaf ve adil açık çağrılarla bağımsız aktörlerin projelerine ayrılması gerektiği belirtildi. Özellikle, dışarıdan sanatçı getiren rezidans programları yerine, önceliğin yereldeki sanatçının kendi üretimini sürdürmesine verilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Sonuç olarak, Bağımsızlar Hub buluşması, bir araya gelme eyleminin kendisinin ne kadar güçlü bir politik duruş olduğunu kanıtladı. Tıpkı bir serginin ruhunun yalnızca duvardaki eserlerde değil, onun kolektif ve sancılı kurulum sürecinde yatması gibi, bu forum da ortak sorunları çözme iradesinin ve birlikte gelecek tasarlama hayalinin en somut ve ilham verici ifadesi haline geldi.

BAĞIMSIZLAR, Türkiye’de kültür sanat ve ona komşu alanlarda çalışan bağımsız organizasyonların görünürlüğünü artırmayı amaçlayan, iş birliğini, paylaşım kültürünü ve dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen, kolaylaştırıcı bir oluşumdur.

Bağımsızlar hub projesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla bağımsızlar.org'a aittir ve AB'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

